26 Ocak 2014 Pazar

BOZCAADA; Huzurun Başkenti

      BOZCAADA.... ilk defa 23 Nisan 2010 da üç günlük Çocuk bayramı tatilini fırsat bilip Serap' la beraber gittiğimiz cennet toprak... Her ne kadar Yalova' dan Geyikli Limanına varmamız 4 saat, gemi sırası da bir o kadar sürse de Geyikli' de çay bahçesine oturup karşıdan adayı izlerken bira içmek bile ayrı bir keyifliydi. Tabii ki bu durum özel günlere özgü bir şey normal şartlarda sadece gemiyi bekliyorsunuz. Bozcaada' ya, Çanakkale Geyikli iskelesinden her gün sefer var, yazın saat başı sefer yapıyorlar.


   Yaklaşık yarım saatlik bir deniz yolculuğundan sonra Türkiye' nin en cool  adasına varıyorsunuz. Denizden Bozcaada Kalesi ayrı bir heybetli duruyor.

   Ada'ya ilk ayak bastığınız anda bambaşka bir huzur havası sarıveriyor insanı, kimsenin acelesi yok, herkesin yüzünde hafif bir gülümsemeyle geçiyorsunuz Bozcaada' nın küçük ama dop dolu meydanından. Adada bütün ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz yer de bu güzel Ada Merkezidir, asırlık çınarın altında oturup bir yorgunluk çayı içebilir, limanda sıra sıra duran Cafe' lerde sadece Bozcaada' da bu kadar lezzetli olabilen  "Dibek Kahvesi" içerken denizi izleyip ruhunuzu dinlendirebilirsiniz...

  Bu seneyle beraber Bozcaada' ya yaptığımız üçüncü gezimiz oldu, son iki seferdir otel sahiplerinin samimiyeti, sıcak kanlı tavırları, ter temiz odaları, lezzetli kahvaltısıyla (hele hele Domates reçeli) Eftelya Otel, bizim için tek adres hem de adanın tam merkezinde. Fiyatlarının da abartısız olduğunu belirtmem gerekli. Bunun haricinde birçok konaklama imkanınız da mevcut, küçük pansiyon isteyenlere göre de yerler var tatil köyü isteyenlere göre yerler de var. 2010 da biz de Çapraz Tatil Köyünde kalmıştık, gayet güzeldi fakat hem bütçesel hem de merkeze inmek için araba kullanmamak                                                                                             adına sonraki yıllarda tercihimizi değiştirdik.

   Bozcaada' da sabah erken başlıyor... Sabah erkenden tertemiz havada kısa bir yürüş ve leziz bir kahvaltının ardından denize girmek için bir sürü alternatif arasından hangisini seçelim diye diye arabamıza atlayıp soluğu merkeze yaklaşık 2-3 km ötede olan TUZ BURNU koyunda alıyoruz. Pırıl pırıl deniz ve sakin bir kumsal (ince taşlı demek daha doğru). Buranın erke saatlerde keyfini sürmek de arı bir keyif . Havanın rüzgarlı olduğu zamanlarda biraz dalgalı olabiliyorsa da çok güzel... Burası Serap' ın en sevdiği yer desem yalan olmaz herhalde.



 Biraz deniz keyfinden sonra tebdili mekanda ferahlık vardır deyip yola devam ediyor ve AKVARYUM KOYU' na gidiyoruz. Akvaryum Koyu adanın en meşhur koyu, biz de tertemiz denizin tadını çıkarmak için duruyoruz fakat vakit öğleye yaklaşırken ortalık bir anda kalabalıklaşmaya başlıyor, duyan geliyor... Bizde kalabalığa fazla takılmamak adına yavaş yavaş toplanıyoruz, malum koy çok güzel ama çok da geniş değil.


   Yola devam, arabayla bir oraya bir oraya gittiğimize bakmayın, bu güzel manzara eşliğinde araba sürmek inanılmaz keyifli, mesafeler de çok kısa.  Ada turunu kiralık scooter yada bisikletle yapmak da son derece mümkün.
   
     Ayala Plajı; Ayazmaya giderken yolunuzun üzerinde kalıyor, plaj geniz ve kumluk fakat deniz biraz taşlık ve taşların etrafında deniz kestaneleri var. Eğer denizde şnorkelle zevk gezintisi yapıp denizi izlemek isterseniz çok güzel bir yer.







 Ve karşımızda güzeller güzeli AYAZMA PLAJI. Adanın diğer denize girilen yerlerinin aksine burada şezlong ve şemsiyeler var ve plajın kumu altın gibi yumuşacık... Şezlonglar ücretli, Bozcaada Sporun işşettiği yer de usulen şezlong başına 10 TL alınıyor (haklarıdır bence). Deniz ekstra muhteşem ve kumluk, uzun süre su belinize kadar geliyor ve ayağınızın altında balıkları görerek yürümek harika. Ayazma' da sıra sıra birkaç tane restoran ve büfe mevcut açlığınızı  yada susuzluğunuzu yatıştırabilecek bir şeyler bulabilirsiniz fakat fiyatları merkezden birazcık yüksek demeden geçemiyorum. Biz kendi gezilerimizde arabada sürekli bir buzdolabı bulunduruyoruz (tabiki içi dolu), bu tür durumlara hazırlıklı olmak adına faydalı oluyor. Öğlen yemeğini sandviç tarzı aperatiflerle geçirmek isteyenler için sabahtan Çiçek Pastanesinden alınan lezzetli seçenekler de iş görecektir.





 Akşamı ayazmada yapıyoruz fakat günü batırmak için çok daha güzel bir planımız var... Arabaya atlayıp Yel Değirmenlerine gidiyoruz. İşletmenin kapıları her akşam 7.30 gibi açılıyor küçük bir not. Kocaman pervanelerin dibinden geçmek ve seslerini duymak çok enteresan bir durum fakat asıl güzellik burna kadar gidince başlıyor. Günün en güzel battığı nadir yerlerden birindesiniz, arkanızda yel değirmenleri, karşınızda uçsuz bucaksız Ege, sağınızda Deniz feneri, manzarası eşliğinde buram buram kekik kokuları içinde günü batırıyoruz. Yine küçük bir tavsiye; arabada her zaman hazır bulunan katlanır sandalyelerimiz ve buzdolabına akşamdan konan Talay Şarabı ve eski kaşar, yanınızda da eşiniz oldu mu bu keyfin anlatılması mümkün değil.


Günü de batırdık, artık otele dönüp duş alıp biraz dinlenip akşam yemeği için merkeze inmek lazım. Ada' da gece hayatı sadece merkezde olduğundan kalınan yerin merkezde olması büyük kolaylık, biz her yere yürüyerek ulaşabileceğimiz mesafede olmayı tercih ettik.




    
 
Akşam yemeği için seçeneğiniz çok; hızlı bir şekilde sulu yemek yada ev yemeği yemek isterseniz hemen adanın merkezinde büyük çınarın çaprazında Şükrü Usta ve biraz ilerisinde yine sulu yemek yapan bir dükkan daha var ( biz Şükrü Ustayı daha çok beğendik fakat damak tadı değişebilir tabii ki).  Eğer bir iki kadeh bişeyler içip sakin sakin keyif yapayım derseniz ara sokaklarda bulunan onlarca küçük Yunan tarzı meyhaneler var, kulağınıza çalınan eski Rum yada Türk  müzikleri eşliğinde inanılmaz keyifli bir gece geçirebilirsiniz. Bir diğer alternatif de Limanda bulunan balıkçılar, hepsi güzel fakat burada fiyatlara biraz dikkat etmekte fayda var.

   Yemeğin ardından kısa keyifli bir kale etrafından yat limanının ucuna doğru tekneleri ve denizi izleyerek yediklerimizi hazmettikten sonra Dibek Kahvesini hak ettik. Burada kahvenin tadı kadar sunumu da çok güzel. Dilerseniz sakızlı kahve de tercih edilebiliyorsunuz. Kahve; Lokum, Acıbabadem Likörü ve Captain Black sigarayla ikram ediliyor burada. Biz sigarayı ziyan olmasın diye iade ediyoruz tabii ki. Muhteşem manzara ve dinginlik içinde gece yarısını çoktan geçip ertesi güne başlamış olmuş şekilde günü sonlandırıyoruz.


      Yapmadan Dönme

        Şarap; Bozcaada denince tabii ki ilk akla gelen Şarap. Çamlıbağ, Talay ve Corvus şarapları adanın meşhurlarından. 2013 itibariyle maalesef yasal zorunluluk gereği tadım keyfi yaparak şarap seçmenin imkanı kalmadı. Ben lezzet olarak Talay ve Çamlıbağ diyorum. Kesinlikle bunlara uğramadan gelmemek lazım.

       Köylü Pazarı; Adanın merkezinde hemen her gün köylüler bir şeyler satıyorlar. Adanın çok güzel kendine özgü reçelleri var, bizim favorimiz domates ve gelincik reçeli.  Ayrıca yine adayı özgü Yaprak ve demet olarak satılan kekikten almadan dönmek olmaz.

 


Bozcaada Kalesi; Kimin yaptığı bilinmese de tarihte Finikeliler, Cenevizliler' e kadar kullanıldığı bilinen kale görülmesi gereken yerlerinden. İçin de bir de müzesi olan kalenin surlarından manzaraya bakmak ayrı bir keyif.


   Tavsiye; Bozcaada; küçük ancak etrafında bir çok gezilecek ve denize girilecek yeri olan keyifli bir ada. Biz aracımızda her zaman seyyar bir buzdolabı, plaj şemsiyesi ve seyyar sandalyeler bulunduruyoruz. Bu şekilde istediğiniz yerde arabadan inip deniz keyfi yapabiliyorsunuz. ada merkezi ve Ayazma hariç diğer yerlerde ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek bakkal, büfe, lokanta tarzı yerler olmadığı için küçük ve dolu bir buzdolabi iş görecektir.

   
TEMMUZ 2013

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder